top of page
  • Yazarın fotoğrafıNilay Ateşoğulları

Avrupa'da Faşizmin Yükselişi Türkiye'yi Nasıl Etkileyebilir?

Avrupa kıtasında siyasi denge, son Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri sonuçlarıyla sarsıntıya uğradı. Birçok ülkede faşizmin kazanımları öne çıkarken, Fransa'da alınan erken seçim kararı dikkatleri üzerine çekti. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede gerçekleşen seçimler, siyasi değişimlerin habercisi olarak karşımıza çıktı.


Peki, bu değişimler Avrupa'nın siyasi geleceğini nasıl etkileyecek?


Dün akşam sandık çıkış anketlerinin açıklanmasıyla birlikte Avrupa'da faşist partilerin yükselişi en çok konuşulan konu oldu. Siyasi dengelerdeki bu değişimler, özellikle Fransa'da Emmanuel Macron'un aşırı sağın gerisinde kalması ve parlamentoyu feshederek erken seçim kararı almasıyla netleşti. Ayrıca, Belçika'da Başbakan Alexander De Croo'nun istifası da bu dalgalanmanın bir yansıması olarak değerlendirildi.


Bu siyasi değişimlerin yanı sıra, Avrupa'nın gündemine tekrar gelen bir konu da sığınma ve göç politikaları oldu. Yaklaşık sekiz yıldır tartışılan Sığınma ve Göç Anlaşması, son zamanlarda artan göç akımları ve Avrupa'daki siyasi belirsizliklerle birlikte tekrar gündeme gelmişti. Avrupa Komisyonu açısından, yeni göç anlaşmasının Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin başlayacağı 6 Haziran’dan önce onaylanması büyük önem taşıyordu.

Avrupa'da aşırı sağın yükselmesi, bir dizi riski de beraberinde getiriyor. Bu risklerin başında demokratik ilkelerin zayıflaması, toplumsal bölünme, uluslararası ilişkilerde gerilim, insan haklarının ihlali ve ekonomik zararlar geliyor.


Bu nedenle, Avrupa'daki siyasi değişimlerin sadece kıtadaki değil, küresel siyasette de önemli etkilere sahip olabileceği dikkate alınmalıdır.

Bu değişimler Türkiye'nin siyasi ve ekonomik geleceğini nasıl etkileyecek?


Avrupa'da yaşanan siyasi değişimler, Türkiye'deki iç siyasi dinamikleri etkileyebilir. Özellikle Türkiye'de de bazı siyasi gruplar benzer popülist veya milliyetçi söylemlerle güç kazanmaya çalışabilir.


Avrupa'daki faşist eğilimlerin artmasıyla birlikte, Avrupa'da mülteci politikalarında daha sert bir tutum benimsemesi büyük olasılık. Bu durum, Türkiye'nin mülteci kriziyle baş etme kapasitesini daha da zorlayabilir.

Avrupa'da artan faşist hareketler, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkileri etkileyebilir. Bu durum, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini ve diğer diplomatik ilişkilerini olumsuz etkileyeceğe benziyor.

İç Güvenlik ve Kutuplaşma sorunu, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal dengesini nasıl etkileyebilir?


Avrupa'daki faşist eğilimler, Türkiye'deki iç güvenlik ve toplumsal kutuplaşma sorunlarını derinleştirebilir. Benzer siyasi söylemler Türkiye'de de kutuplaşmayı artırabilir ve toplumsal gerilimi tırmandırabilir. İç güvenlik sorunları ve artan kutuplaşma, Türkiye'nin siyasi istikrarını tehdit edebilir. Toplumsal gerilimler ve güvenlik endişeleri, hükümetin yeteneklerini zorlayabilir ve siyasi belirsizliği artırabilir.


İç güvenlik tehditleri ve kutuplaşma, demokratik kurumların işleyişini olumsuz etkileyebilir. Hükümetin olağanüstü yetkilere başvurması veya baskıcı önlemler alması, demokratik normların erozyonuna yol açabilir.


Artan kutuplaşma, toplum içinde derin ayrılıklara neden olabilir. Etnik, dini veya ideolojik farklılıkların vurgulanması, toplumun birlik ve beraberliğini zayıflatabilir ve sosyal uyum sorunlarına yol açabilir.


Ekonomik Etkiler


İç güvenlik sorunları ve kutuplaşma, ekonomik istikrarı da etkileyebilir. Yatırımcılar ve işletmeler, siyasi belirsizlikler ve güvenlik endişeleri nedeniyle risk almaktan kaçınabilir, bu da ekonomik büyümeyi ve istihdamı olumsuz etkileyebilir.


Faşist ideoloji, demokratik ilkelerle uyumlu değildir. Bu nedenle, faşistlerin güç kazanmasıyla demokratik kurumlar zayıflayabilir ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi tehlikeli gelişmeler yaşanabilir.

Milliyetçi ve ayrımcı söylemler, toplumlarda bölünmeye ve kutuplaşmaya neden olabilir. Etnik ve kültürel farklılıklara dayalı ayrımcılık, sosyal uyum ve toplumsal barışı tehlikeye atabilir.


Faşist liderler genellikle agresif dış politika ve milliyetçi söylemlerle tanınırlar. Bu durum, uluslararası ilişkilerde gerilim ve çatışmalara yol açabilir, bölgesel istikrarsızlık riskini artırabilir.


Faşist rejimler, bireylerin temel haklarını ihlal etme eğilimindedir. Özellikle azınlıklara, muhaliflere ve farklı düşüncelere yönelik baskılar artabilir ve insan haklarına yönelik ihlaller artabilir.


Türkiye'nin sığınmacılar gibi iç güvenlik sorunları ve kutuplaşma ile başa çıkabilmesi için ne yapması gerekiyor?


İlk olarak, toplumda birlik ve dayanışmayı güçlendirecek politikalar benimsemeli ve toplumsal kutuplaşmayı azaltacak adımlar atmalıdır. Bu, farklı toplumsal gruplar arasında diyalog ve uzlaşmayı teşvik etmeyi içerir. Ayrıca, demokratik kurumları güçlendirmeli ve hukukun üstünlüğünü korumak için adımlar atmalıdır.


İç güvenlik sorunlarıyla mücadelede etkin bir şekilde işleyen polis ve güvenlik güçleriyle birlikte, toplumun güvenliğini sağlamak için etkili önlemler almalıdır. Ayrıca, sığınmacılar gibi iç güvenlik sorunlarına yönelik entegre bir yaklaşım benimsemeli ve sığınmacı krizinin neden olduğu toplumsal ve ekonomik etkileri ele almaya ve çözümüne odaklanmalıdır.


Bunların yanı sıra, toplumun farklı kesimlerini temsil eden birçok paydaşı dahil eden kapsayıcı bir politika izlemelidir. Bu önlemler, Türkiye'nin iç güvenlik sorunları ve kutuplaşma ile başa çıkmasına yardımcı olurken, toplumsal huzuru sağlamak için önemli bir adım olabilir.



Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Commenting has been turned off.
bottom of page