• Nilay Ateşoğulları

'Ama’larla dolu Facebook Hakkında

2006 Yılında İngiltere’de, Sussex Üniversitesi yaz okulunda öğrenciydim. Amerikalı arkadaşlarım ‘Facebook’dan bahsetti.


O dönemler Facebook, sadece Amerika’da üniversite öğrencilerine açık bir iletişim ağıydı.

Yaz boyunca yazışmaları bu ağ üstünden yürütelim demişlerdi ama ben üye olamadım. Çünkü Amerikan Üniversitesi e-posta adresi sahibi olman gerekiyordu.

Yaz boyunca grup duyurularına e-postalarla devam ettik.


Ertesi sene 2007’de bana bir e-posta geldi.

O zamanlar Fransa’da öğrenciyim. Memleket hasretim had safhada.


“Facebook artık tüm dünya ülkelerinde kullanıma açıldı. Geçen yıl “.... IP” adresinden “.... tarihinde” “.... şehir ve ......ülkesinden” üyelik başvurusunda bulunduğunuzu belirledik. Artık üyeliğimiz sizlere de açıldı, üyelik talebinizi yeniden başlatabilirsiniz.”


‘Nasıl yani dedim’ kendi kendime.

Bunca zaman Facebook benim o tarihte , girdiğim bilgisayarın IP numarasına kadar kaydetmiş mi??!??! şimdi de bana geri mi dönüyorlar!!!

Bu nasıl bir istihbarat ağı!

Bu kadar zaman bu bilgiler kayıtlıysa, öyle sıradan bir site değilmiş bu dedim. Kafamda hep bir soru işareti.


Üye oldum.


Ve ilk yaptığım şey ilkokul arkadaşlarımı, Ortaokul, Lise ve Üniversite’den arkadaşlarımı aramaya başlamak oldu. Gruplar açtım, duyurular yaptım. Sonunda pek çoğuna ulaştım.

Facebook’ Unutamadığınız dostlarımıza sevdiklerimize kavuşmak için kullandığımızda her şey güzel


‘....ama... ama....’


Bu iki amayı açıklayayım;

1.Ama: Facebook ‘yanlış bilgilendirmenin’ çok yapıldığı bir sayfa. Malum bizlerde duyduğumuza gördüğümüze, kaynağını araştırmadan, doğruluğunu sorgulamadan hemen inanan bir topluma dönüştük. Halk arasında yanlış haberler hızla yayılıyor.


2.Ama: Bu da düşman başına! Facebook ülkelerin siyasi gidiş hatına da el attı. Türkiye örneğini vereyim; 2013 yılı Ocak ayında, Facebook reklamlar kısmında ilk defa siyasi bir haber paylaştı. Tahmin edin o ilk haber ne üzerineydi?

“Dönemin Başbakanı RTE’nin Gafı” başlığı.


Bu durumu bir vatandaş olarak başbakanlığa bildirdim. Amerika’dan üzerimize atılan, masum görünen ama hiçte masum olmayan bu reklam her şeyin başlangıcı oldu..


Sonrasında Facebook haberleriyle bitmez tükenmez bir Türkiye kışkırtmasına girildi.


Halkı kutuplaşma noktasına getiren en büyük ikinci unsur Facebook’tur.


Öncelikle yöneticilerin, toplumu birleştiren söylemlere ağırlık vermesi ve daha sonra halkımızın facebook’u farkındalıkla kullanması temennisiyle.

İLETİŞİME GEÇ
  • Nilay Ateşoğulları Linkedin
  • Nilay Ateşoğulları Facebook
  • Nilay Ateşoğulları Twitter